Zorunlu göçün
kadını
Türkiye'deki göç olgusunun, kadın üzerindeki etkisini araştıran
Kadının İnsan Hakları Vakfı'ndan İpek ve Pınar İlkkaracan,
kadının aile ilişkilerinin zayıfladığını ve "zorunlu göçün
"kadın kimliklerini değiştirdiğini söylüyorlar.
Bugüne
kadar yapılan araştırmalarda cinsiyetçi bakışın eksikliğinin
gözlemlenmesi üzerine, Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler
Vakfı'ndan İpek İlkkaracan ve Pınar İlkkaracan'ın "Kadın ve Göç"
üzerine yaptırdığı araştırmada bazı gerçekler gözler önüne
seriliyor.
Kadınlara özgü göç nedenlerinin bir çok ayağının olduğu görülen
araştırmada, "bağlantılı" göç olgusuna dikkat çekilirken, bunun
aile, iş bulmak, evlilik ya da tayin gibi nedenlerle kadına
etkisi olduğuna gönderme yapılıyor.
Toplumsal ve mekansal değişim içeren göç süreçlerinde; ekonomik
sınıfsal, kültür ve etnik kimlikler kadar ulusal ve cinsiyetçi
kimliklerin de önemli rol oynadığına işaret ediliyor.
Kadınların "zorunlu" ya da "güvenlik" nedeniyle yapılan göçten
etkilenimlerinin daha fazla olduğu üzerinde durulan araştırmada
"köy boşaltmaları" nedeniyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da dört
bini aşkın köyün, 500 bine yakın köylünün göçe tabi tutulduğu
belirtiliyor.
"Güvenlik nedeniyle göç eden kadınlar sağlıklarını ve maddi
durumlarını yitiriyor. Eğitim düzeyi ne kadar düşükse, kadınlar
göçten o kadar fazla etkileniyor" denilen araştırmada göç
nedeniyle aile içi ilişkilerde değişiklik olduğuna, kadınların
özellikle çocuklarıyla olan ilişkilerinin zayıfladığına işaret
ediliyor.
"Göç ettikten sonra yaşamınızda bir değişiklik oldu
mu?"sorusuna, güvenlik nedeniyle ya da zorla göçe tabi tutulan
kadınların, verdikleri yanıtları şu cümleyle özetleniyor.
"Eşim cezaevine girdi, oğlumun biri askere gitti, gelinim
intihar etti".
Kadınların aile içi ilişkiler bağlamında anahtar rol oynadığı
üzerinde durulan araştırma da; zorunlu göçe tabi tutulmuş
kadınların dörtte birinin eşiyle, üçte birinin çocuklarıyla
ilişkilerinin bozulduğu vurgulanırken, araştırmaya katılan
kadınların diğer yarısınınsa; göçle özgürlüklerini kazandıkları,
kadın kimliklerinin farklılaştığı ve köydeki çalışma
koşullarından kurtuldukları için sevindikleri, gerçekler
arasında.
İnsan hakları gözlüğüyle göç
"Human Rights Watch" internet sitesinde yayımlanan, "İnsan
Hakları İzleme Komitesi" nin 2002 yılı raporunda, "Hükümet, göç
ettirilen kişileri etkin bir şekilde koruyan ve onların
gereksinimlerini karşılayan şeffaf bir program ortaya koymadığı
sürece, uluslararası camianın geri dönüş çabasına katkı yapma
olasılığı hemen hemen yoktur" deniliyor.
İnsan Hakları İzleme Komitesi araştırma görevlisi Jonathan
Sugden, "Bu insan hakları sorunu, tekil insan hakları sorunları
içinde Türkiye'de en fazla sayıda insanı etkileyen sorundur"
derken, 1999 Mart'ında ilan edilen Köye Dönüş ve Rehabilitasyon
Programında herhangi bir sonuç doğmamasını, köylüleri genellikle
tarlalardan çok uzakta olan merkez köylere yerleştirilmesine
bağlıyor.
Türk Hükümeti'nin geri dönüş planlarının Bosna ve Kosova gibi
yerlerde göç ettirilmiş kişilerin geri dönüşü ve çatışma sahnesi
olan yerlerin yeniden imar edilmesi için milyarlarca dolarlık
yardım taahhüdü veren uluslararası yardım kurumlarının desteğini
kazanmadığı üzerinde de durulan bu rapor dışında, AB kriterleri
doğrultusunda da Türk Hükümeti kıskaca alınıyordu.
1980 sonrası "zorunlu göçe" uğrayanların "Köye Dönüş"ünü
sağlamak adına, Hacettepe Üniversitesi'yle işbirliğine gidiliyor
ve yeni bir proje geliştiriliyordu. 2006 yılında açıklanacak bu
raporla birlikte "boşaltılan köylerin" mültecilerinin, köye
dönüşlerinin gerçekleşeceği umut ediliyor.
Kaynak : ekoaly.net/kadin |