Cerrahınızı
nasıl seçmelisiniz
İstediğiniz
her şeyi yapmaya hazır olan, hemen ameliyat tarihi veren, tedavi
ve tedavinin yan etkileri konusunda bilgilendirmeyen, size uzun
zaman ayırmayan bir plastik cerrahtan uzak durun!
Estetik problemlerin tedavisinde, kendinizi ellerine ve
bilgisine emanet edeceğiniz doktora plastik cerrahi dalında
uzman olup olmadığını, nerede uzmanlık eğitimi gördüğünü ve
tecrübesini sorun. Hiç merak etmeyin. Kendine güvenen bir hekim
böyle bir ilgiden bile memnun olacaktır.
Arzu ettiğiniz her şeyi yapmaya hazır olan veya yapmaya söz
veren hekimlerden kaçının. Çünkü o hekim ya kendi kapasitesini
tam olarak tartamıyordur ya da plastik cerrahideki tedavi
imkanlarının sınırlarını bilmiyordur.
Estetik uygulamaları arzu eden kişi, diğer hastalardan daha
ayrıcalıklıdır. Çünkü diğer hastaların sebebini ve tedavisini
bilmediği bir hastalığı vardır, bu nedenle doktora gitmek
zorundadır. Estetik cerrahide böyle bir zorunluluk yoktur.
Hastalarımız bize arzuyla, merakla ve heyecanla gelirler.
Şikayetlerini ve nerelerinin düzeltilmesi gerektiğini
biliyorlardır. Estetik problemleri olan kişilerin şikayetleri
her zaman objektif değildir ve kişi her türlü tedaviyi ya da
değişikliği arzu edebilir. Estetik cerrahın en önemli
özelliklerinden biri de hastanın bazı isteklerini
frenleyebilmesidir. Hastaların bazen sınırsız olan isteklerine
sınır konulmalı ve hastanın gözünde her zaman "gerçekçi bir
tedavi tablosu" oluşturulmalıdır.
Ameliyat, gününde bile iptal edilebilir
Bir konsültasyondan sonra büyük bir coşkuyla ameliyata karar
vermişseniz bile hemen ertesi günü ameliyat olmaya kalkmayın.
Çünkü bu gibi ameliyatlar için çabuk kararlar genellikle
objektif olmayan duygularla verilir. Ayrıca bu konuda, Avrupa'da
hastaların haklarını koruyan derneklerin klasik bir uyarıcı sözü
vardır: "Doktorun bir tek yarın boş zamanım var, diğer haftalar
ve aylar doluyum demesi bir alarm işaretidir." Bu söz doğrudur
çünkü karar bir coşku anında verilmiştir, bu nedenle
ameliyatların risklerini o anda tam olarak anlayabilmeniz ve
yorumlayabilmeniz zordur. Ayrıca aklınıza yeni sorular
gelebilir, bunları da telefon veya yeni görüşmelerle
halledebilirsiniz. Eğer konsültasyondan uzun zaman geçtikten
sonra da ilk görüşmedeki coşkunuz ve doktorunuza güveniniz devam
ediyorsa; beklentilerinize ve olası komplikasyonlara gerçekçi
bir yaklaşımınız varsa karar zamanlamanız ve doktorunuz
doğrudur.
Ben ameliyat için randevuyu geciktirmeyi hastanın doğru kararı
vermesi bakımından hep uygun bulmuşumdur. Çünkü ameliyat tarihi
gelene kadar hastalarımın diğer hekim arkadaşlarla görüşme şansı
da olur ki bunu zaten öneririm. Ayrıca hastanın, ameliyat günü
de dahil olmak üzere, eğer kafasında kesinleşmemiş duygular ve
soru işaretleri varsa ameliyata gelmek yerine iptal etmesi veya
ertelemesi daha iyidir.
Kocanız operasyona karşıysa, yaptırmayın
Yapılacak tedavi ve tedavinin muhtemel yan etkileri üzerine
yeteri kadar bilgi vermeyen, size uzun zaman ayırmayan hekimden
kaçının. Öteki taraftan da hekimin size detaylı bilgi verme
arzusunu kösteklemeyin. Biz tabii ki ne yapacağımızı biliriz ve
yapacağımız tedavilerin bütün sorumluluğunu almak zorundayız.
Ama siz de hasta olarak verdiğiniz kararın sorumluluğunu almak
zorundasınız ve bu sorumluluğu da ancak ne yapılacağını ve neler
olabileceğini bildiğiniz zaman alabilirsiniz.
Önemli başka bir nokta da ameliyatlarınızı hiçbir zaman
ailenizden gizli yaptırmamanız gerektiğidir. Ön görüşme için
bana eşleri veya sevgilileriyle gelen hastalarım çoktur ve böyle
olması bence daha iyidir. Hastaların, karar verirken desteğe
ihtiyacı olur. Genellikle kocalar "Beni rahatsız etmiyor ama
kendini daha iyi hissedeceksen yaptır" derler. Eğer kocanız
ameliyata çok karşı ise o ameliyatı yaptırmamanızı tavsiye
ederim. Kocanıza rağmen yaptırırsanız üzerinizde büyük bir baskı
oluşabilir. Oysa iyileşme döneminde her şeyin mükemmel olmasını,
hiç problem çıkmamasını arzu edersiniz. Çünkü ortaya çıkabilecek
en küçük problemde bile eşinizin olumsuz yorumlarından
kurtulamayacağınızı bilirsiniz. En kötüsü ise eşine hiç haber
vermeden tedavi olan hastalardır. Mesela kocası tatilde veya iş
gezisindeyken ameliyat olan hasta kendisini komplikasyonsuz bir
iyileşmeye şartlamıştır. Bütün problemler bu hastaların başına
gelir. Sınırları bu kadar çok zorlamanın genellikle insanin baş
ağrıttığını hepimiz biliriz.
Ben 27 senelik meslek hayatım boyunca hatalarımı yinelememeye
çalıştım. Biz cerrahlar hatayı kendimize yakıştıramasak bile bu
konuda tarafsız ve adil olmak zorundayız. Problemli geçen her
vakanın geriye dönük olarak senaryosunu gözden geçirir ve
tarafsız muhakemesini yapmaya çalışırım. Her seferinde de
önceden fark edemediğim, hastanın problemlerine sebep olan
psikodinamiği açıkça görmüşümdür.
Kesin kararlı olmayan hastalar ameliyattan sonra çok acı çeker
Ekibimin gözetmeni olan bir psikanalist ile yaptığım haftalık
toplantılarda her türlü psikolojik etkenin problemlerin ortaya
çıkmasındaki rolünü öğrendim. Ameliyata tam olarak karar
vermemiş hastaların (genellikle önceleri estetik ameliyatlara
karşı olan kişiler) ameliyat ağrısını daha fazla hissettiğini
gözlemişimdir. Bir örnek: Sadece tek bölgesine liposuction
yaptığım bir hasta ameliyat sonrası haftalarca aşırı ağrı
şikayetleri ile harap oldu ve beni de harap etti. Ben devamlı
olarak tıbbi sebepler ararken hasta çektiğim sıkıntıyı gördü ve
ağrının gerçek sebebini buldu. Bana "Aslında bu ameliyatı
istemiyordum. Bütün arkadaşlarım ameliyat olurken ben de bir
şeyler yaptırmak zorunda olduğumu hissettim. Böyle bir ameliyat
olduğum için de kendime çok kızgınım. Kızdıkça da ağrılarım
artıyor" dedi. Tam tersi, en ağrılı ameliyat olarak tanımlanan
karın germe ameliyatından sonra bile ağrıyı hissetmediklerini
söyleyen çok hastam olmuştur. İnsan görünüm bozukluklarından ne
kadar çok rahatsızlıklar duyuyor ve ameliyatla düzelmeyi
sabırsızlıkla bekliyorsa ameliyatı ve iyileşme süreci o kadar
problemsiz geçiyor.
Estetik bakış / DR. SERDAR EREN |